bilgi@mybelovedprophet.com

Nakş-ı kadem-i şerîf

Peygamber Efendimizin Nakş-ı kadem-i şerîfleri

Nakş-ı kadem-i şerîf, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın mübârek ayak izleridir.

Peygamber efendimizin bir mûcizesi de yumuşak maddelere meselâ kuma bastığı zaman ayak izlerinin belli olmaması fakat, taşa, sert maddelere bastığında izlerin çıkması idi.

Mübârek ayağının bastığı ve iz bıraktığı bâzı taş ve mermerler bir yâdigâr olarak asırlarca saklanmış elden ele emânet edilerek bereketlenilmiştir. Bilhassa Müslüman devlet adamları, pâdişâhlar bu kıymetli yâdigârları önemli yerlerde özel muhâfaza altına alarak, saklayıp, ziyâret etmişler ve ettirmişlerdir.

Nakş-ı kadem-i şerîflerden bilinen ve muhâfaza edilenlerin en meşhûrları şunlardır:

  • Hindistan’da Fîrûz Şâh Tuğluk’un oğlu Feth Hanın türbesinde bulunan nakş-i kadem-i şerîf.
  • Kâhire’de Kayıtbay Türbesinde bulunan mübârek iki ayak izi.
  • Kâhire’de Âsâr-un-Nebî Câmiindeki mübârek iki ayak izleri.
  • İstanbul’da, Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb-el-Ensârî (Eyyûb Sultan) Türbesinde mübârek sağ ayak izleri. Bu Nakş-i kadem-i Peygamberî, Birinci Mahmûd Hânın emri ile 1734’te Saraydan türbeye getirilmiştir.
  • Birinci Abdülhamîd Hanın türbesinde Yeni Câmi tarafındaki duvarda dolap içinde muhafaza edilen iki ayak izleri.
  • Lâleli’de Sultan Üçüncü Mustafa Hanın Türbesinde duvarda özel olarak yapılan dolap içinde muhafaza edilen taş üzerindeki iki mübârek ayak izleri.
  • İstanbul, Topkapı Sarayında Mukaddes Emânetler Dâiresinde bulunan ayak izleri.

Topkapı Sarayı Hırka-ı Saâdet dâiresinde dördü taş, ikisi tuğla nevinden olmak üzere altı Nakş-ı kadem-i şerîf mevcuttur. Bunlardan biri Peygamber efendimizin, Mîrâca çıkarken bastığı kayanın üzerine çıkan mübârek ayak izidir ki, Hırka-i Saâdet odasında bir dolap içinde muhâfaza edilmektedir. Resûlullah efendimizin Mîrâca çıkarken bastıkları bu mübârek kayanın üzerine Kubbet-üs-Sahrâ adıyla bilinen binâ inşâ edilmiştir.

Nakş-ı kadem-i şerîfler, bulundukları yerlere intikâl ettirilmeden önce asırlarca değişik yerlerde muhâfaza edilmiştir. En son bugünkü yerlerine konmuştur. Gerçek olan Nakş-ı kadem-i şerîfler ise teberrüken ziyâret edilir.

On üç yaşında tahta çıkan ve yirmi sekiz yaşında vefât eden Osmanlı Pâdişâhı Birinci Sultan Ahmed İslâmiyete ve Resûlullah efendimize gönülden bağlı idi. Bahtî mahlasıyla şiir de yazan Sultan Birinci Ahmed, Nakş-ı kadem-i şerîf şeklinde murassâ bir sorguç yaptırmış, ortasına da mavi mine üzerine altınla kendisine âit şu mısraları yazdırmıştı:

  • N’ola tâcım gibi başımda götürsem dâim
  • Kadem-i resmini ol hazret-i şâh-ı Rusülün
  • Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir.
  • Ahmedâ durma yüzün sür kademine o gülün.

Sultan Birinci Ahmed, Cumâ ve bayram günlerinde ve diğer mübârek günlerde başına bu sorgucu takardı. Ayıntablı Mehmed Münîb Efendi, Sultan Birinci Abdülhamîd Türbesindeki Nakş-ı kadem-i şerîfin bulunuşunu ve türbeye konulmasını anlatan, Âsâr-ul-Hikem fî Nakş-il Kadem adlı bir eser yazmıştır.



EMANETLER

Hilye-i Se'âdet

Habîb-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin görünüşüne, “Hilye-i se’âdet” denir. İslâm âlimleri, Muhammed aleyhisselâmın görünen bütün uzuvlarını, şeklini, sıfatlarını...

Yazının Devamı

Nalın-ı Şerîf

Peygamber efendimiz zamanında kullanılan nalınlar bugünkülerden farklıydı. Onlar altı deri, üstü açık ve taşmalı ayakkabı şeklindeydi. Resûlullah ve Eshâb-ı kirâm, sokakta giydikleri nalın ile...

Yazının Devamı

Davet Mektupları

Hidâyete tâbi olana selâm olsun!... Ey Hükümdâr! Selâmette olmanı diler, sana olan nîmetlerinden dolayı, Allahü teâlâya hamd ederim. Ondan başka ilâh yoktur. O Melik'tir...

Yazının Devamı

Vedâ Hutbesi

Peygamber Efendimiz bu hutbede, bir daha hac etmeyeceğini bildirek vefâtlarının yaklaştığını imâ etmişlerdir. Sonradan bu hutbe sözleri doğruladığından Vedâ Hutbesi olarak anılmıştır.

Yazının Devamı

Nakş-ı Kadem-i Şerîf

Nakş-ı kadem-i şerîf, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın mübârek ayak izleridir.

Yazının Devamı